Hayat, uyuyan bir insanın rüyası gibi geçiyor. Sen de farkında olmadan yaşıyorsun. Uykuda yürüyorsun, uykuda çalışıyorsun, uykuda seviyorsun. Fakat bu farkında olmama hali, hayatın en büyük trajedisidir. Gerçek yaşam, ancak farkındalıkla başlar. Farkındalık olmadan yaşam sadece bir mekanik tekrar, sıradan bir döngüdür. Farkındalık, seni bu otomatik hayattan özgür kılar. İşte bu özgürlük, gerçek varoluşun kapısını açar.
Farkındalık, düşüncelerini, duygularını ve eylemlerini izlemektir. Bir gözlemci olmalısın; düşüncelerini kontrol etmek ya da değiştirmek değil, sadece farkında olmak… Zihin akıp gitsin, onu durdurmaya çalışma. Sen sadece gözle. Bir bulut gibi, gelir ve geçer. Zihnini gözlemlediğinde onun seni ele geçirmediğini fark edeceksin. Farkındalık seni özgür kılar; zihin bir efendi olmaktan çıkar, bir hizmetkâra dönüşür.
İnsanlar hep geçmiş ya da gelecek üzerinde yoğunlaşır. Oysa farkındalık, sadece şu ana odaklanmayı gerektirir. Şu an dışında hiçbir gerçek yoktur. Geçmiş, sadece bir hatıradır; gelecek, sadece bir hayal… O yüzden asıl olan, şu andır. Geçmişi bıraktığında, geleceği düşünmeyi bıraktığında farkındalık gelir. Ve o zaman her şey anlam kazanır.
Bir düşün: Kaç kere bir şey yaparken aslında orada olmadın? Yürüyorsun, ama düşüncelerin başka yerde; konuşuyorsun, ama zihin başka bir alemde. İşte farkındalık bu uyurgezer hali bitirir. Yürürken sadece yürürsün. Yemeğini yerken sadece yemek yersin. Her eylemde tam anlamıyla orada olursun. Farkındalıkla yapılan her şey, meditasyondur.
Meditasyon nedir? Zihninin dışında olmaktır. Meditasyon bir eylem değildir, bir farkındalık halidir. Farkındalıkla yapılan her şey, meditasyona dönüşür. Yani otururken meditasyon yapabilirsin, yürürken meditasyon yapabilirsin, hatta konuşurken bile farkında olursan bu bir meditasyondur. Yaşamı meditasyon haline getirmenin sırrı, farkında olmaktır. Her an tetikte ol. Ne yaparsan yap, tam bir bilinçle yap. Bu bilinç seni bir dönüştürme sürecine sokar.
Farkındalık seni köklerine geri götürür. Zihnin seni geleceğe taşır, ama farkındalık seni anın içine çeker. Şu anın içinde derinleştiğinde, varoluşun en büyük sırrı ortaya çıkar: Yaşam bir akış, bir süreçtir. Ve bu süreç, farkındalıkla birleştiğinde seni özgürlüğe taşır. Artık ne geçmişin kölesisin, ne de geleceğin hayaliyle oyalanırsın.
Bu farkındalık hali seni dönüştürür. Zihnin karmaşası içinde kaybolmadan, kendini yeniden keşfedersin. İşte bu yüzden farkındalık özgürlüktür. Farkındalıkla yaşamaya başladığında, hayatında devasa bir değişim olur. Artık bir köle gibi yaşamazsın, bir yaratıcı gibi yaşarsın. Zihnin seni yönlendirmez, sen zihnini yönlendirirsin. Farkındalıkla yaşamaya başladığında, her şeyin değiştiğini görürsün: Sevgin değişir, ilişkilerin değişir, hayata bakışın değişir. Çünkü farkındalık, hayatın özüdür.
Fakat bunu anlaman yetmez, yaşaman gerekir. Fikirler sadece zihinsel oyunlar olabilir, ama farkındalık bir deneyimdir. Deneyimlemediğin sürece gerçek farkındalığa ulaşamazsın. Bu yüzden, gözlerini aç, her anın içinde bilinçli ol. Çünkü farkındalık, yaşamın en büyük devrimidir.
Farkındalık bir yolculuktur, bu yolculukta en büyük adım, hayatını izlemeye başlamaktır. Bir tanık olmalısın. İnsanlar hayatlarını otomatik bir şekilde, alışkanlıklarla yaşarlar; bir makine gibi. Fakat sen makine değilsin. Sen bir varlıksın, bir bilinçsin. İşte bu farkındalık haline geçtiğinde, bir makineden bir varlığa, bir insana dönüşürsün. Her an tetikte olmalısın; sadece gözle, yargılama. Bir kere yargılamaya başladığında farkındalık kaybolur.
Zihin her zaman yargılar, analiz eder, etiketler. Fakat farkındalık yargısızdır. Olan her şeyin sadece tanığı olmalısın. Güneş doğarken izlersin, batarken izlersin. Zihninde bir düşünce belirdiğinde de sadece izlersin. Ve şunu anlamalısın ki, sen düşünceler değilsin. Sen zihnin değilsin. Sen, zihnin ötesinde bir tanıksın.
Zihin her zaman seni geçmişe ya da geleceğe çeker, ama sen şimdide kalmalısın. Şimdiki anda derinleştiğinde, bir anda her şey durur. Zaman durur. Düşünceler durur. O an sonsuz bir genişleme hissedersin, çünkü farkındalık seni varoluşun merkezine getirir. Zihin bir süre için durduğunda, asıl olan, gerçek olan ortaya çıkar. İşte o anda, farkındalıkla dolup taşarsın.
Ama farkındalığı sadece meditasyon sırasında değil, hayatının her anına taşımalısın. Farkındalık bir yaşam biçimi olmalıdır. Yemek yerken farkında ol, nasıl yediğine dikkat et; yemek kokusu, dokusu, lezzeti… Tüm bunların farkında ol. Yürürken adımlarının farkında ol. Her adımda toprağı hisset. Farkındalığın her anını kapsaması gerekir. Zihnin seni geçmişe sürüklemeye çalışacak, gelecekle meşgul edecek, ama sen hep şimdiki ana dönmelisin.
Farkında olmadığın her an, kaybolan bir fırsattır. Her an seni hakikate yaklaştırabilir, ama sadece farkındaysan. Zihnin bir oyun oynar; seni düşüncelerle oyalayıp gerçeği görmeni engeller. O yüzden, düşünceler akıp giderken sen sadece izlemeye devam etmelisin. Düşünceler gelir ve gider, ama sen hep oradasın, bir tanık olarak.
Ve farkındalık geliştikçe, hayatta karşılaştığın zorluklar da çözülmeye başlar. Çünkü sorunlar farkında olmadığın için var olur. Farkında olduğunda sorunlar çözülmez, çözülmeye ihtiyaç duymazlar; çünkü onları sorun olarak görmezsin. Onlar sadece varoluşun bir parçası, bir akışıdır. Farkındalık, yaşamın en derin sırrıdır, çünkü seni yaşamla birleştirir. Artık bir savaşçı gibi değil, bir bilge gibi yaşamaya başlarsın. Yaşamın akışına teslim olursun, ama bu teslimiyet bir güçsüzlük değil, en büyük güçtür.
Farkındalıkla yaşamaya başladığında, korku da kaybolur. Korku, bilinmeyenden gelir. Fakat farkındalıkla her şeyin farkında olduğunda, bilinmeyen kalmaz. Her şey netleşir, her şey açıklığa kavuşur. Farkındalık, yaşamın ışığıdır. O ışıkta yürürken, yol ne kadar karanlık olursa olsun, sen hep aydınlıkta olursun.
Sonuç olarak, farkındalık seni hem içsel hem de dışsal zincirlerinden kurtarır. Toplumun, kültürün, eğitimin seni nasıl şartlandırdığını fark edersin. Ve fark ettiğinde, bu zincirlerden sıyrılırsın. Artık özgürsün. Farkındalık, seni kendi hakikatinle tanıştırır. Kendi sesini, kendi özünü bulursun. O zaman gerçek bir insan olursun, makineden çıkarsın. Hayatını bu farkındalıkla yaşamaya başladığında, özgürleşmiş bir varoluşun içinde bulursun kendini.
İşte bu yüzden farkındalık, en büyük devrimdir. Hayatını değiştiren, seni kendine döndüren, seni varoluşun derinliğine götüren en büyük sırrın anahtarıdır.
Bu farkındalık yolculuğu asla bitmez; derinleştikçe yaşam daha da anlam kazanır, her an bir mucizeye dönüşür.
Özetleyen : Cengiz Taş


Yorum bırakın