Ben Herakleitos, MÖ 535 civarında, zamanın akışını izleyen Efes şehrinde doğdum. Babam bir soyluydu, ama bana soyluluk unvanının değil, bilgelik arayışının önemli olduğunu öğretti. Henüz çocuk ve genç yaşlarımda bile insanların yüzeysel arzularının ötesine bakmaya başladım. Zenginlik, statü, güç… Bunlar bana sahte göründü. Gerçek olan bir şey vardı: değişim.

Dünya, göründüğü gibi sabit değildir; sürekli bir devinim içindedir, tıpkı içine iki kez giremeyeceğiniz bir nehir gibi. Her şey akar, hiçbir şey yerinde durmaz. Bu bitmek bilmeyen hareket, hakikatin özünü ortaya çıkarır.
Şehir sokaklarında ve vahşi doğada dolaşırken, insanların sıklıkla kalıcılık ve kesinlik peşinde olduklarını gördüm, fakat bu sadece bir yanılsamaydı. Gerçek, zıtlıklarda gizlidir. Ateş yaşamı verir, ama aynı zamanda tüketir; gündüzü gece takip eder, mutluluğu hüzün. Evrenin uyumu, zıtlıkların çözümünden değil, çatışmasından doğar.

Logos, yani evrensel akıl, her şeyi yönetir. Evrenin sonsuz dönüşümlerinde onu bir arada tutan ilkedir. Çoğu insan bunun farkında değildir; yaşam boyunca uykuda gibi dolaşırlar, kozmosun müziğine sağır kalırlar. Ama uyananlar için Logos, ateşin dansında, nehirlerin akışında, güneşin doğuşunda ve insan kalbinin atışında konuşur.
Bilgeliği, kitaplarda ya da insanların fikirlerinde değil, doğayı gözlemleyerek aradım. Anladım ki, dünya üzerindeki tüm unsurlar arasında ateş, değişimin en güçlü sembolüdür. Hem yaratıcıdır hem de yok edicidir; ve o titrek ışığında, varoluşun sonsuz dönüşümünü görmek mümkündür.

Bilgece yaşamak, değişimi kucaklamak, çatışma ve mücadelenin evrenin düzeninin bir parçası olduğunu kabul etmektir. Bundan korkmayın, çünkü zorluklar içinde büyüme vardır. Bilgelik yolu, pürüzsüz değildir; zorluklarla doludur, ancak onları aştığınızda, kendinizi evrenin ritmiyle uyumlu hale getirirsiniz.örüntülemesi kolay bir listesini elde edersiniz.

Yorum bırakın